Omurgaya ait problemler sıklıkla sporcunun performansını etkileyebilecek düzeye ulaÅŸabilmektedirler. Kemik, kas, sinir, baÄŸ ve disk yapılarının sürekli ve karşılıklı etkileÅŸiminin söz konusu olduÄŸu omurga, çeÅŸitli hastalık veya yaralanmalara maruz kalabilen karmaşık bir yapıdır. Üst ve alt ekstremiteler, baÅŸ ve pelvis arasında köprü organ konumunda olup, kuvvetlerin iletilmesini ve aşırı yüklenmelerin dengelenmesini saÄŸlar. Ana fonksiyonu denge ve destek olmakla beraber, lokomotor sisteme ait bir çok kas grubu omurgadan kaynaklanır. Omurgaya ait herhangi bir yaralanma ekstremitelerin de fonksiyonlarında bozulmaya yol açabilir. DiÄŸer yandan sporcularda karşılaşılan sırt ya da bel problemlerinin çoÄŸunun konservatif tedaviye iyi yanıt veren yumuÅŸak doku yaralanmalarından ibaret olması sevindirici bir noktadır.Â
Torakal Omurga YaralanmalarıÂ
Boyun ve bel bölgesi yaralanmaları kadar sık olmasa da, torakal omurga yaralanmalarıyla karşılaşılabilir. Göğüs kafesinin bu bölgede omurga stabilitesine önemli katkısı vardır. Omurganın bu bölgesindeki kaslar omuz eklemini sırta baÄŸlayan ve herbir omur cismi ile kotlar arasında etkileÅŸim saÄŸlayan kaslar olmak üzere iki fonksiyonel grup halindedir.Â
Yumuşak Doku Yaralanmaları: Torakal omurga bölgesindeki yaralanmalar çoğunlukla kas ve tendonlar gibi yumuşak dokulara ait yaralanmalardır. Direkt darbelere bağlı olarak sırt kaslarında sprain veya kontüzyon tipi yaralanmalar gelişebilir. Şiddetli darbe, bir noktada belirgin ve yoğun ağrı olmadığı sürece genellikle radyolojik tetkik gerekmez. Buz vb. soğuk uygulama ile akut yaralanmanın yarattığı inflamasyon kolaylıkla baskılanır ve genellikle 24-48 saat içinde belirgin rahatlama sağlanır. Kas-tendon bileşkelerinde aşırı gerilme veya zorlanmaya bağlı hasarlar ise genellikle 3-4 hafta süren ancak gittikçe azalan yakınmalarla sonuçlanır. Konservatif tedaviye yanıt alınamaması ileri radyolojik tetkik gerektirebilir. Torakal omurga bölgesindeki yumuşak doku yaralanmalarından sonra spora dönüş için özel bir kriter yoktur. Ağrının söz konusu sporun yapılmasına izin verecek düzeye inmesi yeterlidir. Bu bölge için önerilen veya uygulanabilecek özel bir rehabilitasyon ve kas kuvvetlendirme programı yoktur.
Torakal Omurga Kırıkları: Torakal omurgada kas kontüzyonuyla karışabilecek kemiksel yaralanmalar arasında transvers çıkıntı ve posterior kot başı kırıkları sayılabilir. Futbol gibi yüksek enerjili çarpışmaların olabileceÄŸi sporlarda karşımıza çıkabilir. AÄŸrı yumuÅŸak doku yaralanmalarına göre çok daha kısa sürede, hemen darbe sonrasında ve daha ÅŸiddetli olarak ortaya çıkar. Akut dönemde nefes darlığı veya zorluÄŸu olabilir. Klinik şüpheye raÄŸmen iki yönlü direk radyografilerde ortaya konulamazsa bilgisayarlı tomografiye baÅŸvurulmalıdır. AÄŸrı kontrol edildikten sonra, torakal omurgada ön planda olan rotasyon ve lateral fleksiyon hareketlerine yönelik germe egzersizleri ile rehabilitasyona baÅŸlanabilir. AÄŸrı geçip, hareket geniÅŸliÄŸi saÄŸlandığında spora dönülebilir. Torasik veya kuvvetlerin yoÄŸunlaÅŸtığı torakolomber omurgada en sık karşılaşılan kırık ÅŸekli kompresyon (çökme) kırığıdır. Omurgaya etkiyen bir fleksiyon yüklenmesi veya fleksiyon ile beraber aksiyel yüklenme sonucunda yükün %80’ ini taşımaktan sorumlu olan ve ön kolonu oluÅŸturan omurga cisminde çökme kırığı ortaya çıkabilir. ÇoÄŸu kompresyon kırıklarında orta ve arka kolon saÄŸlam kalır, omurilik yaralanmasıyla karşılaşılmaz. Omurgada çökme kırıkları, özellikle genç sporcularda hemen daima ciddi ve yüksek enerjili bir darbeye baÄŸlı olmak zorundadır. EÄŸer sporcudan alınan anamnezde ciddi bir travma söz konusu deÄŸilse omurgadaki çökme kırığının önceden varolan infeksiyon, tümör gibi bir patolojik lezyon zemininde geliÅŸmiÅŸ olabileceÄŸi düşünülmelidir. Patolojik kırık düşünüldüğünde direk grafilerin yanısıra bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans gibi ileri görüntüleme yöntemlerine baÅŸvurmak gerekir. Kompresyon kırıkları genellikle mekanik ve nörolojik açıdan stabil yaralanmalardır. Ancak her hasta ve kırık ayrı ele alınıp deÄŸerlendirilmelidir. Kompresyon kırıklarının tanı ve tedavi açısından tüm boyutlarıyla ele alınması bu yazının amacı dışındadır. Genel yaklaşım özetlenecek olursa; omurga cisminin ön bölümünde %25’ten az bir çökme ve yükseklik kaybının olduÄŸu durumlarda yatak istirahati, korse veya vücut alçısı ile immobilizasyon ÅŸeklinde konservatif tedavi uygulanabilir. Çökme miktarı %50 veya daha fazla olduÄŸunda arkadaki baÄŸ yapılarında da hasar veya yetersizlik oluÅŸabilir ve bunların sonucunda geç instabilite, kifoz, kronik aÄŸrı gibi ciddi problemler ortaya çıkabilir. Böyle bir tablo ve risk durumunda deformiteyi engellemek üzere cerrahi tedavi (posterior enstrumantasyon ve füzyon) uygulanmalıdır. Böyle ciddi bir yaralanma ve tedavi sonrasında aÄŸrısız normal hareketler saÄŸlandığında spora dönüş mümkündür ancak futbol gibi yüksek enerjili ve temas gerektiren bir spora dönüş mümkün olmayabilir. Torasik omurgada karşılaşılabilecek bir diÄŸer kemiksel yaralanma fraktür-dislokasyon (kırıklı çıkık) dur. Çok yüksek enerjili bir darbe ile oluÅŸabilmektedir. Bu yüzden araba yarışları, yamaç paraşütü vb. sporlar dışında son derece nadirdir. Torakal bölgedeki fraktür-dislokasyonlar %85-100 arasında bir oranda omurilik yaralanması ve felç ile sonuçlanır.Â
Lomber Omurga Yaralanmaları
Sporcularda ciddi sakatlanmayla sonuçlanan bel yaralanmaları nadirdir. Lomber bölgede karşılaşılan yumuÅŸak doku yaralanmaları ve minör kırıklar genellikle kalıcı sakatlık yaratmazlar. ÇoÄŸu akut bel aÄŸrısı 2-3 hafta içinde kendiliÄŸinden geçer. Bel aÄŸrısı ve buna baÄŸlı sakatlık halinin daha uzun sürmesi halinde altta yatabilecek patolojiye yönelik dikkatli bir tanı ve tedavi süreci baÅŸlatılmalıdır.Â
Lomber Diskopati: Bel aÄŸrısının yanısıra alt ekstremitelere yansıyan siyatalji tarzı aÄŸrılar lomber disk herniasyonuna (bel fıtığı) baÄŸlı olabilir. Omurilik veya sinir köklerine bası yapan posterior veya lateral disk herniasyonları son derece ciddi bir hareket kısıtlanmasına yol açabilir. Lomber disk herniasyonu olan genç sporcuların büyük çoÄŸunluÄŸu (yaklaşık %90) cerrahi tedavi gerekmeksizin spora dönebilirler. Ancak 3-6 ay gibi uzun süren nöral doku basısı veya irritasyonu durumunda eski performans veya aktivite düzeyine kavuÅŸmak güçleÅŸebilir.Â
Pars İnterartikülaris Lezyonları (Spondilolizis veya Spondilolistezis): Uzun süren bel aÄŸrıları lomber omurgadaki konjenital veya edinsel pars interartikülaris defektleri sonucunda geliÅŸen segmenter instabiliteye baÄŸlı olabilir. Pars interartikülaris defekti sonucu geliÅŸebilecek spondilolizis (kayma -) veya spondilolistezis (kayma +) en sık 9-13 yaÅŸlar arasındaki genç bayan sporcularda ve L5-S1 seviyesinde olur. Yapısal olarak görece dik sakruma eÅŸlik eden bilateral hamstring gerginliÄŸi ve lomber omurganın esnekliÄŸinin azalması spondilolistezis lehinde bulgular olarak deÄŸerlendirilebilir.Â
Lomber Omurga Kırıkları: Direkt künt darbelere veya çok kuvvetli kas kasılmalarına baÄŸlı olarak bazen transvers veya spinöz çıkıntı kırıklarıyla karşılaşılabilir. Bu tip lezyonlar sonrasında genellikle eski düzeyde spora devam edilebilir. Kompresyon kırıkları ciddi dikey ve fleksiyon tipi yüklenmeler sonrasında, özellikle mekanik açıdan en dezavantajlı olan L1 seviyesinde ortaya çıkabilir. Çok daha ÅŸiddetli ve yüksek enerjili travma gerektiren fraktür-dislokasyon tipi yaralanmalar, torakal omurgada olduÄŸu gibi, lomber omurgada da çok nadirdir. Omurilik sonlandığı için L2 ve altındaki seviyelerde geliÅŸen kırık veya çıkıklar daha ziyade sinir kökü lezyonları yaparlar. Günümüzde sporcuyu kısıtlamadan giyilebilecek ve omurgayı yaralanmalardan koruyabilecek hiçbir cihaz veya ortez yoktur. Sporcunun tekniÄŸi, dikkati ve ÅŸans yardımcı olabilen unsurlardır.Â
Pelvis Kırıkları
Pelvis kırıkları spor esnasında karşılaşılabilecek en ciddi yaralanmalardan bir tanesidir. Pelvis kırıkları basit avulsiyon kırıklarından instabil, açık pelvis kırıklarına kadar geniÅŸ bir yelpaze içerir. Her kırık tipi eÅŸlik edebilecek diÄŸer yaralanmalar, tedavi ve beklenebilecek fonksiyonel sonuç açısından farklıdır. Çok deÄŸiÅŸik sınıflandırmalar olmasına raÄŸmen en çok kullanılanlardan biri Key ve Conwell’in tanımladığı genel yaklaşımdır. Buna göre pelvis kırıkları dört ana grupta ele alınabilir:Â
Pelvis halkasının bütünlüğünü ve devamlılığını bozmayan, pelvisi oluÅŸturan kemiklerden birinde olan kırıklar (avulsiyon kırıkları, ilium, iskion veya pubis kolları, sakrum kırıkları gibi)Â
Pelvis halkasında tek kırılma (tek tarafta simfiz pubise yakın kırık gibi)Â
Pelvis halkasında çift kırılma (aynı veya karşı tarafta iskion-pubis kollarında veya sakroiliak eklemde kırık ve/veya çıkık gibi)Â
Pelvis kırığı düşünülen sporcuda deÄŸerlendirme çok çabuk, dikkatli ve sistematik olmalıdır. Genitoüriner sistem, gastrointestinal sistem yaralanmaları ve aşırı kan kaybı sık karşılaşılan tablolar olup akılda tutulmalıdır. Kontüzyon, abrazyon, laserasyon ve hematom gibi bulgular çok ciddi bir yaralanmanın habercisi olabilir. Yatar pozisyondaki sporcuya iliak kanatlardan bastırıp önden arkaya doÄŸru sıkıştırıcı kuvvet uygulamak (anteroposterior kompresyon), iliak kanatların dış yanından içeriye doÄŸru sıkıştırıcı kuvvet uygulamak (lateral kompresyon) ve direkt simfiz pubise bası uygulamak gibi üç basit manevra ile kısa bir muayene yapmak mümkündür. Pelvis kırığı düşünüldüğünde hastayı, özellikle pelvis bölgesini hemen stabilize etmek, mümkünse damar yolu açıp sıvı replasmanı yapmak ve hastayı hemen uygun bir merkeze nakletmek gerekir. Olası hemodinamik bir instabilitenin engellenmesi akut dönemde yapılabilecek tek ve en önemli ÅŸeydir.Â
Torakal Omurga YaralanmalarıÂ
Boyun ve bel bölgesi yaralanmaları kadar sık olmasa da, torakal omurga yaralanmalarıyla karşılaşılabilir. Göğüs kafesinin bu bölgede omurga stabilitesine önemli katkısı vardır. Omurganın bu bölgesindeki kaslar omuz eklemini sırta baÄŸlayan ve herbir omur cismi ile kotlar arasında etkileÅŸim saÄŸlayan kaslar olmak üzere iki fonksiyonel grup halindedir.Â
Yumuşak Doku Yaralanmaları: Torakal omurga bölgesindeki yaralanmalar çoğunlukla kas ve tendonlar gibi yumuşak dokulara ait yaralanmalardır. Direkt darbelere bağlı olarak sırt kaslarında sprain veya kontüzyon tipi yaralanmalar gelişebilir. Şiddetli darbe, bir noktada belirgin ve yoğun ağrı olmadığı sürece genellikle radyolojik tetkik gerekmez. Buz vb. soğuk uygulama ile akut yaralanmanın yarattığı inflamasyon kolaylıkla baskılanır ve genellikle 24-48 saat içinde belirgin rahatlama sağlanır. Kas-tendon bileşkelerinde aşırı gerilme veya zorlanmaya bağlı hasarlar ise genellikle 3-4 hafta süren ancak gittikçe azalan yakınmalarla sonuçlanır. Konservatif tedaviye yanıt alınamaması ileri radyolojik tetkik gerektirebilir. Torakal omurga bölgesindeki yumuşak doku yaralanmalarından sonra spora dönüş için özel bir kriter yoktur. Ağrının söz konusu sporun yapılmasına izin verecek düzeye inmesi yeterlidir. Bu bölge için önerilen veya uygulanabilecek özel bir rehabilitasyon ve kas kuvvetlendirme programı yoktur.
Torakal Omurga Kırıkları: Torakal omurgada kas kontüzyonuyla karışabilecek kemiksel yaralanmalar arasında transvers çıkıntı ve posterior kot başı kırıkları sayılabilir. Futbol gibi yüksek enerjili çarpışmaların olabileceÄŸi sporlarda karşımıza çıkabilir. AÄŸrı yumuÅŸak doku yaralanmalarına göre çok daha kısa sürede, hemen darbe sonrasında ve daha ÅŸiddetli olarak ortaya çıkar. Akut dönemde nefes darlığı veya zorluÄŸu olabilir. Klinik şüpheye raÄŸmen iki yönlü direk radyografilerde ortaya konulamazsa bilgisayarlı tomografiye baÅŸvurulmalıdır. AÄŸrı kontrol edildikten sonra, torakal omurgada ön planda olan rotasyon ve lateral fleksiyon hareketlerine yönelik germe egzersizleri ile rehabilitasyona baÅŸlanabilir. AÄŸrı geçip, hareket geniÅŸliÄŸi saÄŸlandığında spora dönülebilir. Torasik veya kuvvetlerin yoÄŸunlaÅŸtığı torakolomber omurgada en sık karşılaşılan kırık ÅŸekli kompresyon (çökme) kırığıdır. Omurgaya etkiyen bir fleksiyon yüklenmesi veya fleksiyon ile beraber aksiyel yüklenme sonucunda yükün %80’ ini taşımaktan sorumlu olan ve ön kolonu oluÅŸturan omurga cisminde çökme kırığı ortaya çıkabilir. ÇoÄŸu kompresyon kırıklarında orta ve arka kolon saÄŸlam kalır, omurilik yaralanmasıyla karşılaşılmaz. Omurgada çökme kırıkları, özellikle genç sporcularda hemen daima ciddi ve yüksek enerjili bir darbeye baÄŸlı olmak zorundadır. EÄŸer sporcudan alınan anamnezde ciddi bir travma söz konusu deÄŸilse omurgadaki çökme kırığının önceden varolan infeksiyon, tümör gibi bir patolojik lezyon zemininde geliÅŸmiÅŸ olabileceÄŸi düşünülmelidir. Patolojik kırık düşünüldüğünde direk grafilerin yanısıra bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans gibi ileri görüntüleme yöntemlerine baÅŸvurmak gerekir. Kompresyon kırıkları genellikle mekanik ve nörolojik açıdan stabil yaralanmalardır. Ancak her hasta ve kırık ayrı ele alınıp deÄŸerlendirilmelidir. Kompresyon kırıklarının tanı ve tedavi açısından tüm boyutlarıyla ele alınması bu yazının amacı dışındadır. Genel yaklaşım özetlenecek olursa; omurga cisminin ön bölümünde %25’ten az bir çökme ve yükseklik kaybının olduÄŸu durumlarda yatak istirahati, korse veya vücut alçısı ile immobilizasyon ÅŸeklinde konservatif tedavi uygulanabilir. Çökme miktarı %50 veya daha fazla olduÄŸunda arkadaki baÄŸ yapılarında da hasar veya yetersizlik oluÅŸabilir ve bunların sonucunda geç instabilite, kifoz, kronik aÄŸrı gibi ciddi problemler ortaya çıkabilir. Böyle bir tablo ve risk durumunda deformiteyi engellemek üzere cerrahi tedavi (posterior enstrumantasyon ve füzyon) uygulanmalıdır. Böyle ciddi bir yaralanma ve tedavi sonrasında aÄŸrısız normal hareketler saÄŸlandığında spora dönüş mümkündür ancak futbol gibi yüksek enerjili ve temas gerektiren bir spora dönüş mümkün olmayabilir. Torasik omurgada karşılaşılabilecek bir diÄŸer kemiksel yaralanma fraktür-dislokasyon (kırıklı çıkık) dur. Çok yüksek enerjili bir darbe ile oluÅŸabilmektedir. Bu yüzden araba yarışları, yamaç paraşütü vb. sporlar dışında son derece nadirdir. Torakal bölgedeki fraktür-dislokasyonlar %85-100 arasında bir oranda omurilik yaralanması ve felç ile sonuçlanır.Â
Lomber Omurga Yaralanmaları
Sporcularda ciddi sakatlanmayla sonuçlanan bel yaralanmaları nadirdir. Lomber bölgede karşılaşılan yumuÅŸak doku yaralanmaları ve minör kırıklar genellikle kalıcı sakatlık yaratmazlar. ÇoÄŸu akut bel aÄŸrısı 2-3 hafta içinde kendiliÄŸinden geçer. Bel aÄŸrısı ve buna baÄŸlı sakatlık halinin daha uzun sürmesi halinde altta yatabilecek patolojiye yönelik dikkatli bir tanı ve tedavi süreci baÅŸlatılmalıdır.Â
Lomber Diskopati: Bel aÄŸrısının yanısıra alt ekstremitelere yansıyan siyatalji tarzı aÄŸrılar lomber disk herniasyonuna (bel fıtığı) baÄŸlı olabilir. Omurilik veya sinir köklerine bası yapan posterior veya lateral disk herniasyonları son derece ciddi bir hareket kısıtlanmasına yol açabilir. Lomber disk herniasyonu olan genç sporcuların büyük çoÄŸunluÄŸu (yaklaşık %90) cerrahi tedavi gerekmeksizin spora dönebilirler. Ancak 3-6 ay gibi uzun süren nöral doku basısı veya irritasyonu durumunda eski performans veya aktivite düzeyine kavuÅŸmak güçleÅŸebilir.Â
Pars İnterartikülaris Lezyonları (Spondilolizis veya Spondilolistezis): Uzun süren bel aÄŸrıları lomber omurgadaki konjenital veya edinsel pars interartikülaris defektleri sonucunda geliÅŸen segmenter instabiliteye baÄŸlı olabilir. Pars interartikülaris defekti sonucu geliÅŸebilecek spondilolizis (kayma -) veya spondilolistezis (kayma +) en sık 9-13 yaÅŸlar arasındaki genç bayan sporcularda ve L5-S1 seviyesinde olur. Yapısal olarak görece dik sakruma eÅŸlik eden bilateral hamstring gerginliÄŸi ve lomber omurganın esnekliÄŸinin azalması spondilolistezis lehinde bulgular olarak deÄŸerlendirilebilir.Â
Lomber Omurga Kırıkları: Direkt künt darbelere veya çok kuvvetli kas kasılmalarına baÄŸlı olarak bazen transvers veya spinöz çıkıntı kırıklarıyla karşılaşılabilir. Bu tip lezyonlar sonrasında genellikle eski düzeyde spora devam edilebilir. Kompresyon kırıkları ciddi dikey ve fleksiyon tipi yüklenmeler sonrasında, özellikle mekanik açıdan en dezavantajlı olan L1 seviyesinde ortaya çıkabilir. Çok daha ÅŸiddetli ve yüksek enerjili travma gerektiren fraktür-dislokasyon tipi yaralanmalar, torakal omurgada olduÄŸu gibi, lomber omurgada da çok nadirdir. Omurilik sonlandığı için L2 ve altındaki seviyelerde geliÅŸen kırık veya çıkıklar daha ziyade sinir kökü lezyonları yaparlar. Günümüzde sporcuyu kısıtlamadan giyilebilecek ve omurgayı yaralanmalardan koruyabilecek hiçbir cihaz veya ortez yoktur. Sporcunun tekniÄŸi, dikkati ve ÅŸans yardımcı olabilen unsurlardır.Â
Pelvis Kırıkları
Pelvis kırıkları spor esnasında karşılaşılabilecek en ciddi yaralanmalardan bir tanesidir. Pelvis kırıkları basit avulsiyon kırıklarından instabil, açık pelvis kırıklarına kadar geniÅŸ bir yelpaze içerir. Her kırık tipi eÅŸlik edebilecek diÄŸer yaralanmalar, tedavi ve beklenebilecek fonksiyonel sonuç açısından farklıdır. Çok deÄŸiÅŸik sınıflandırmalar olmasına raÄŸmen en çok kullanılanlardan biri Key ve Conwell’in tanımladığı genel yaklaşımdır. Buna göre pelvis kırıkları dört ana grupta ele alınabilir:Â
Pelvis halkasının bütünlüğünü ve devamlılığını bozmayan, pelvisi oluÅŸturan kemiklerden birinde olan kırıklar (avulsiyon kırıkları, ilium, iskion veya pubis kolları, sakrum kırıkları gibi)Â
Pelvis halkasında tek kırılma (tek tarafta simfiz pubise yakın kırık gibi)Â
Pelvis halkasında çift kırılma (aynı veya karşı tarafta iskion-pubis kollarında veya sakroiliak eklemde kırık ve/veya çıkık gibi)Â
Pelvis kırığı düşünülen sporcuda deÄŸerlendirme çok çabuk, dikkatli ve sistematik olmalıdır. Genitoüriner sistem, gastrointestinal sistem yaralanmaları ve aşırı kan kaybı sık karşılaşılan tablolar olup akılda tutulmalıdır. Kontüzyon, abrazyon, laserasyon ve hematom gibi bulgular çok ciddi bir yaralanmanın habercisi olabilir. Yatar pozisyondaki sporcuya iliak kanatlardan bastırıp önden arkaya doÄŸru sıkıştırıcı kuvvet uygulamak (anteroposterior kompresyon), iliak kanatların dış yanından içeriye doÄŸru sıkıştırıcı kuvvet uygulamak (lateral kompresyon) ve direkt simfiz pubise bası uygulamak gibi üç basit manevra ile kısa bir muayene yapmak mümkündür. Pelvis kırığı düşünüldüğünde hastayı, özellikle pelvis bölgesini hemen stabilize etmek, mümkünse damar yolu açıp sıvı replasmanı yapmak ve hastayı hemen uygun bir merkeze nakletmek gerekir. Olası hemodinamik bir instabilitenin engellenmesi akut dönemde yapılabilecek tek ve en önemli ÅŸeydir.Â